pred 485 ilk hafta

October 2, 2007

merhaba bu donem de pred 485 bloglarıyla karşınızdayız. pred 485 cok daha hızlı , aktif ve zengin bir derse benziyor. yaptıgımız aktivitelerde cok hareketli ve guzeldi. ama uzerinde henuz konusamadık. ne anlama gelebilirler ve nasil kullanılırlar bunları henuz bilmiyoruz….

ve son hafta…..

May 29, 2007

son hafta yeterince yüksek tempodaydı. oyunları tabir i caiz ise takır takır oynadık. katılım güzeldi. insanlar iyimserdi ve oyun sahipleride heyecanlı.. gelelim oyunlara. ben simdi her oyun hakkında düsüncelerimi yazacagım. bircoğunda eksik veya yanlıs olarak düşündüklerimi de. sunu en bastan söyleyeyim ki hepside güzeldi. herkes birşeyler üretmeye (sıfırdan oyunlar yani) calısmıs ve gayet de basarılı olmus.

ilk oyun bizimki idi galiba hani su probability ile alakalı olan: oyun hafif kumarımsı olsada :) dinamik bir oyundu. gördüğüm kadarıyla insanlar hem eglendi hem de oyun sırasında düşünebildi. Şunu belirteyim ki oyun geliştirilebilir ve daha da öğretici olabilir. ama su anki haliylede konuyu pekiştirmede epey iyi durumda. oyuncular ilk turda (siyah yazılı kağıtları seçerken) şans kavramın epey iyi kavrıyorlar. ikinci turda ise olasılığı bizzat canlı haliyle oyunda görüyorlar. sorular düşündürüyor. eğer zor gelirse yada çözemeyeceklerine inanıyorlarsa da şanslarını deniyorlar….

AgNO3 +KCl–>AgCl + KNO3 oyunu kesinlikle aktif. içinde oyunun sonuna kadar devam eden bir heyecan var. yukarıda yazdığım formülüde unutmak artık hiçte kolay degil. fakat oyunun cok az sey öğretttiği de bir gercek. oyunun proposalında ne yazıldıgını bilmiyorum ama dediğim gibi oyun cok az sey öğretiyor. öğrenilen /gecen zaman  abaktığımızda cok küçük bir sayı elde ediyoruz. tavsiyem ise oyunu biraz daha hızlandırıp bir cok reaksiyonu bu yolla vermek olurdu.

Üçgenler: bu oyunda yeterince dinamik bir oyundu. fakat şu tangram dedikleri şeye çok benziyor.(hatta tamamen aynı!)( www.istegenc.com.tr/content/oyun/tangram/tangram.html – 3k  )hani şu çinlilerin ürettiği. gayet öğretici bir okadar da hızlı düşünmeyi ve hayal etmeyi sağlayıcı. ben oyunun neden iki katagoriden oluştuğunu anlamadım.

Şifreleme: aslında  o bir oyun degil yarışma idi. (haklı degil miyim) oyun kriterlerine göre pek de degerlenditrilecek bir tarafı yoktu.tamamen rekabet içeriyordu. bence onu sınıfta uygulamamak uygulamaktan daha iyidir. çünkü biz bile orada rekabete girdik. ve aslında verdikleri sorulatı cözebilmemize ragmen ceza aldık.(belkide onlardan bir saniye sonra çözmüştük.) bide bizden yenildiğimiz zaman sınıfın karsısında oynamamızı istediler. ve gercekten bu bizim için ceza oldu. diğer taraf kaybedince onlardan da sınıfı eglendirerek oynamalarını istediler ve onlara bu mükafat oldu.( ya kardesim millete göbek attırmak bu kadar mı zevkli?) bence oyun pardon yarışma ceza yerine mükafatla kuvvetlendirilsin. ve illa ceza olacaksa bu insanları komik duruma düşürücü olmasın!!!!!

parabol: oyunun kuralları anlatıldıktan sonra ben hemen karar verdim ben bu oyunu oynamayacagım. Bilmiyorum ama bana cok karmasık geldi. ama oyun icra edilirken gördümkü oyun gayet zevkli. insanlar ufak stratejilerle hemen oyuna adapte oalbildiler. içinde bol hareket vardı. parabol gibi bir konuyu işlemesi bakımından da epey degerli idi. dışarıda oynanmasıda ayrı bir güzellik bence.

çemberde açılar: çok insanın içine dahil olabileceği ama bir o kadar da çok insanın pasif kalacağı, zamanla sıkılacağı ve ilerleyen vakitte oyunu bırakacağı bir oyun. öğrettiği şey:(ler) çemberde merkez açı ve çevre açı.

 oyuncunun görevi: zarf seçmek.(çıkan açıyı oradaki görevlinin yardımıyla yayı uzatmak.

neticesi: zarfı aç 8 numaraya git ve onun dediğini yap; göbek at.(bana çıkan bu idi.)

ne öğrendin:  ???

kusura bakmayın ama  yapmam gerekeni de siz bana söylediğinize göre ben ne öğreniyorum. ve sonunda neden göbek atıyorum..suçum ne kardeşim. oyunun geliştirilmesi lazım. öğrencilerin kendileri kaç kişiyi serbest bırakacaklarını kendileri bulmaları lazım ve içlerinde bu oyunu oynamak için bir arzu lazım…..yanlış mıyım…..

orbital:  iyi oyulardan birisi idi. içinde heyecan, hareket, ve öğretici birseyler vardı. insanlar keyifle oynadı. fakat oyun dısarıdan daha az müdahale ile oynanmalı ki oynayanlar birseyler öğrensin. yeni herkes orada hangi orbitale gececegini bulsun .bunu kesfetmelerine izin vermek gerekiyor. ama genel olarak güzel bir oyun bence.

direnç: vücut hareketlerine çok bağlı bir oyun. doğruyu söylemek gerekirsek bu oyunu fazla takip edemedim. çünkü son oyundu ve ben bitmiştim. direnç ile akım arasındaki ilişkiyi güzel bir şekilde sunuyor.Fakat tavsiyem o oyunu birkez oynamak.ikinci defa oynandığında bir degeri yok. isterseniz deneyin. oyunun baydığını görürsünüz. ona dikkat etmek lazım. ve yapılabiliyorsa düzeltilmeli.

şunu tekrar hatırlatmak isterim ki oyunların hepsi degerli idi. ben burada sadece gözüme carpan eksiklik ve yanlışlıkları belirtmek istedim. kimse alınmasın ve kızmasın………

herkese iyi tatiller

ve oyunlar………

May 18, 2007

bu hafta da benim açımdan güzel bir ders oldu. gerçi saat 2 deki sınavıda aklımdan cıkaramıyordum ama neyse… ben son oyundan bahsetmek istiyorum. öncelikle arkadasalrı tebrik ediyorum. oyunu oynatmak noktasındaki gayretleri cok güzeldi. kendilerince güzel birsey ortaya cıkmıstı. bence de güzel bir aktivite idi ama tam bir oyun degildi. yani insanlar neden onların istediklerini yapmak istesin ki. sebep nedir. insanlar neden motive olur ve oyuna kendini özgürce , pervasızca dahil eder.  işte bu oyunda bu eksikti.içinde az biraz rekabet olmalı idi.

bu arada bu hafta bizim için  bir deneme haftası oldu.(gerci bir dönem boyunca hep birseyler denedik ama:)) disarıda kontrolu saglamak gercekten zor gözüküyor. insanlar :yani bizler cok cabuk dagılabiliyoruz. gelecek hafta bu konuda herkes daha itinalı olmasını temenni ederim..

bu arada hocam gecmiş olsun.insallah gözünüzde önemli bir sorun yoktur. hocam ,siz bize lazımsınız, kendinize dikkat edin, aman ha!

son 3…. 2….1….

May 11, 2007

artık dönem bitiyor”" psikolojisine girebiliriz sanırım.(zaten inanc hocada yazlık traşını olmuş. hocam hayrola askere mi  gidiyorsunuz…yoksa yeni bir trend mi ) bu arada tatilden döndük ve üstünden dec bir hafta gecti. bu hafta ki derse gurup olarak tam kadro geldik. ve needeyse 13 e kadar oyun üzerinde deli gibi düsündük.ve ortaya sanki bişeyler cıktı gibi.. bu dersin bana yeniden farkettirdiği birsey de gurup calısmasının avantajlarını yasatarak göstermesi. hele böyle bir desrte bencce bieylerin tek basına birseyler yapması cok zor. hele benim gibi birinin oyun tasarlaması imkansız gibi birsey…ama gurup olunca beyinler birlikte calısmaya baslayınca cok güzel seyler ortaya cıkıyor…… bu carsamba gurupla toplanıp oyuna nihai seklini vermeye calıstık. bizim oyun gelecek hafta…oyunumuzun nasıl karsılanacagını merak ediyorum…..tabi bu hafta oyunlarını da……………..

kıh pıh tıs

April 27, 2007

 bu hafta sınıfın atmosferi  gecen haftaya göre cok daha iyi idi. gerci oyun için çalışma yapamadık ama oynadıgımız oyunlar bana epey birşey kazandırdı. kıh pıh tıs bana göre cok güzel bir dikkat toplama aracı. yani insanların uykusunu acmada ve daha dikkatli olmada. bu oyunda ilk basta cok basit ve yavas yönlendirme yapılır ve daha sonra hız ve komplekslik artırılırsa öğrenciler(oyuncular) takip etmeleri gereken kişiyi daha dikkatli gözlemlerler.dikkat toplama ve takip yetenegine epey birsey kazandırır. bunun yanında ritim sayısı artırılabilir.bir diğer noktada olayı yönlendiren kişi ile ilgili. aslında oda rasgele degilde daha düzenli bir sekilde oyunu yönetmeyi bilmeli. yani cıkıp rasgele gurupları secmek ona sanki pek birsey katmaz gibi.

polis amirleri  ile oynanan oyun bana cok ilginc geldi. aslında cok basit ama o oyunu o kopsullarla ve o insanlarla oynayabilmek gercekten harika. ayrıca o oyunda farklı bir amac var. yani oturanlar hep birlikte bir amac ugruna gerekirse sandalyelerinden feragat ederek( makamlarından) o işi yapmalılar. beraber bircok kişinin aynı amaç için hareket etmesi zaten gıpta edilesi bir olay ve belkide türkiyenin ihtiyac duydugu en önemli erdemlerden birisi. bu arada sunu farkettim ki her oyunda aslında cok önemli temel felsefeler. yani insanlara saatlerce anlatıp kabul ettiremediğiniz seyleri oyunda görmek cok ilginc.!

bu hafta dersin bana katkılarından biriside su oldu.(bu arada bu katkı tamda hocamızın yaptıgı hareketi kendim elestirirken oldu: kısaca, ders yada baska bişey hiç farketmez önceden bir plan program yapmak grekli bence.agac  kafede nerede ise 15 dakika sürdü yerlesmemiz. gecen haftalarda da garanti kültür merkezi faCiamız olmustu. oysa bunlar cok kolay birsekilde önceden ayarlanabilir seyler) gelelim aklıma gelene: arkadaslarda agac kafede oturuken kabak oynamak aklımıza geldi. kabak oyununu herkes bilir sanırım. herkes bir sayı alır ve oyun baslar.birisi:bizim tarlada x kabak olur, x kabak olan:x kabak olmaz , y kabak olur tarzı bir oyun. oyun hızlandıkça yanılanlar artar. biz(yani ben:) o masada bu oyunun aslında mduler aritmetik-kalan sınıfını pekiştirmek için çok iyi bir oyun olabileceğini buldum. mesela 5 kişi oynuyor: 1,2,3,4,5 kabak var. birisi 17 kabak olur derse mod 5 de bu 2 eder ve 2 kabak 17 kabak olmaz der. yani herkes moduler aritmetiğe aşinalık kazanır.bunun yanında negatif sayılarda eklenebilir ve hatta olay üslü sayılar için bile kurgulanabilir.

bu haftalık ta bu kadar……

olasılık

April 26, 2007

özlemle beklediğimiz oyun dizaynına nihayet ciddi bir sekilde girdik. Açıkçası büyük bir düş kırıklığı yaşıyorym. yani sanki bu işin bu kadar zor olmaması gerekiyordu ama biz gurup olarak cok zorlandık. ve nihayettede eli yüzü düzgün birşey çıkaramadık. aslında olasılık konusu bir oyun için çok güzel gibi duruyor.

 işimizi zorlaştıran bence önemli bir etken karsı gurubun istekleri. mesela bize konuyuveren  guruptan yalnız bir kişi cok acaip bir istekte bulunda. istediği şu: oyunumuzda o günün koşullarını da oyunun içine katmamızı istiyor, işte hava yağmurlu ise ona göre oyun farklı şekillensin yok rüzgarlı ise farkloı bişey olsun gibi. aslında o arkadaşımızda tam olarak ne istediğini bilmiyor gibi. bir nevi strateji oyunu aklında galiba. oysa bizim oyunumuz gayet masum. orta 3 öğrencilerine olasılık kavramını oyunla sunacağız. yani ortada (oyunda) herhangi bir komple teorisi falan olmayacak.

ikinci önemli bir zorluk bizden olasılık konusunu oyunla öğretmemiz. bu bana (şimdilik) imkansız gibi gözüküyor. yani oyun bircok kavram ve kuralı öğrencilere kalıcı ve tam sekilde sunabilir ama bu dersin ayrıca işlenme gerekliliğini ortadan kaldıramaz. umarım inanç hocamız bu konu da bize bir açıklamada bulunur…. 

April 19, 2007

bu hafta dersin atmosferi beni ilk defa sıkmaya basaldı. ilk bastaki o tatsız muhabbet gercekten tatsızdı.hoşgörüden ve suistimalden konusuldu biraz. ve hocamız ilk baslarda hoşgörülü davrandığını ve bazılarının onu suistimal ettiğini söyledi. yani derse gec girmeler falan. bu konunun felsefesini tartısamam su an ama ben olsam kuralları ama vazgecilmez olanları ilk başta belli ederdim.Yani derse herkesin zamanında gelmesini istiyorsam dönrmin başında bunu söylerim ve en baştan uygulamaya başlarım. şimdi geldiğimiz duruma baksanıza: daha mı iyi oldu yani.

derse magic circle den bahsettik. ve bizim en sonunda playful attitude a gireceğimizi söyledik. yani nihayi amaç bu olacak. anladığım kadarıyla hayat tarzı gibi bişey bu. peki o zaman en nihai hedef buysa bunun çekirdek gibi merkezde olması gerekmiyor mu. digerlerinden daha özel ve dahazor kazanılan birşey….

bir türlü meşhur olamadık ya neyse…………

March 30, 2007

Şu ders başlarında yazılarından dolayı ismi okunanlara hayran oluyorum hatta kıskanıyorum:).  ya hocam bi kere de benim ismimi söyle, bakın arkadaşlar aramızda bir cevher varmıs, farkedemedik de, şimdi onu size takdim ediyorum de ve beni kürsüye davet et…saka bi tarafa  hocamızın her dersin basında birilerinden ve onların yazılarından bahsetmesinden aşırı memnunum.hem eğlenceli oluyor hem de bilgilendirici. ne yalan söyleyim cok az blog yazısını okuyorum. ama dersin basında ismi gecenleri okuyorum ve iyi de oluyor.( hocam siz bu methoda azimle, doludizgin devam edin.varsın benim ismimi ders başında söylemeyin. ben ramazan gibi darılıp, gücenmem(!) )  ve bu sistemi biraz değistirip kendi derslerimde özellikle ilk yıllarda kullanmayı istiyorum..

oyuna olan (yanlış anlamadıysam) güvenç den bahsettik. acep güvenç ne ola. yenilir mi yoksa güveç mi demek istedi hocamız. ben o sözcügü güven olarak assume ettim.(bu arada nasıl: boğaziçi tarzancası yaptım) oyuna olan güven yani. kısaca siz oyuna güvenmiyorsanız o oyundan ne siz nede baskaları keyif almayacaktır. eger bunun contrapositive(p ise q nun contrapositive i -q ise – p dir) ni alırsak eger bir oyundan keyif alınıyorsa demek oluyorki siz o oyuna güveniyorsunuzdur..benim mantığıma da acıkcası bu uyuyor. yani oyun hakknda cok güvensiz birine siz en ala oyunuda oynatsanız zevk almayacaktır o kişi.

4gen oyununda: konusabiliyor olmak bence cok da bişey katmadı.düsünsenize su hep denir.insanlar konusa konusa anlasır.ama anlasamadık ve bir türlü geometrik bi şekil yapamadık.demek ki orada baska seyler cok daha önemli. mesela insanların hepbirlikte birsey ortaya cıkarma da ki arzusu ve azimi. yani orada bir kac kişinin isteksizliği herseyi berbat edebilir. insanların birşeyleri birlikte yapabiliyor olması gercekten önemli. ve biz bu beceriyi bence yeterince kazanamışız. hani boğaziçi bircok farklı kültürün sentezi idi. hani farklı insanlar biraraya gelip cok güzel işler basarabiliyorlardı….

bu arada birlikte birseyler yapmak denince su egilim dikkatimi cekti. her zaman o calısmayı yonetmek yani liderlik etmek en önemli iş olmayabilir.yani marifet degil orda cıkıp gözü kapalı ipi dolasmak. iş eger orda bitseydi biz o sekilleri coktan yapmıs olurduk..orada aynı işi birkac kişi yapmaya calıstı ve sonuc fos. ama su olsaydı.birisi yada ben cıkıp Arkadaslar ben yada içimizden bir arkadas bu işi yönetsin nedersiniz veya baska bir fikri olan varsa paylassın dese sonuca cok daha cabuk varabilirdik. yani demokrasi ve insanlara ve düsüncelerine deger verme.ve bunu da fiiliyatımızla gösterme. bu olgu bence eğitide son derece önemli. ve blog yazmamızında en önemli sebeblerinden biri.(hocam insallah yanılmıyorumdur:umarım blog yazıları hakkında hain planlarınız yoktur)   

yarısma kültürü konusana gelecek olursak bence  derste bahsedilenlerin yanında yarısmanın ve rekabetin getirileri de var. bunları göz ardı edemeyiz. ama önemli olan doğru bir sekilde kullanabilmek.bunu basarabilsek işlerimiz bazen cok kolaylasıyor. türkçede amiyane “gaza gelmek, getirmek” gibi yani.insan cok seyleri rekabet ve yarısma ortamında basarabiliyor. sorarım size rekabet ve yarısma olmasa kim 100 metreyi 10 saniyede kosar. kim bilmem kac metre atlar.ne yani atladı ne oldu demeyin lütfen. bunlar sadece örnek. faydalı örnekler cok rahat bulunabilir ve sizin hayatınızda da olmustur.

içindeki sen

March 29, 2007

gecen haftaki dersten ve uygulamalardan kendime göre önemli çıkarımlarım oldu. gerçi yaptığımız şeyler üzerine pek konuşma fırsatı bulamadık. fakat orada 3 versiyon seklinde yaptığımız aktivite insanın kendini ifade etmesi acısından önemli idi. yani biz oyunda farketmeden ( bazen saklamaya calışsakta) kendimizi ifade ediyoruz ve ilginç olanda şudur ki kendimizi ne kadar özgür ve içtenlikle ifade edersek kalite ve keyif de o kadar artıyor. ve hatta baskalarınınn keyfini de.bunu zaten sınıfın etrafına dizildiğimiz zaman ki kısımda görebiliriz.(yani su cılgınca saclarını sallayayan arkadas.)bize yaptığımız hareketlerin bir anlamı olması gerktiğini falan söylemedi. buna rağmen arkadasla cok anlasılır seyler yaptılar. cok karmasık hatta hiç anlaşılmyacak hareketlerde yapabilirlerdi. ama bu olmadı.demek ki biz her zaman  yanlıs anlasılmaktan cekiniyoruz. küçücük bir oyunda bile. kızmayın ama büyük bir laf edecegim.insan her zaman baskaları tarafından yanlıs anlasılmayacak seyler istiyor. yani bir nevi rol yapıyor………

4.hafta

March 21, 2007

ay ne de cabuk gecti bir ay falan demeyecegim.zaten hafta da bir gün birkac saat vaktimiz oluyor bu ders için. ama oyun ve uygulamalar hakkındaki düşüncelerim artıyor. artık psikopat gibi düsünmedeyim. yaw gercekten de oyun eğitimde kullanılabilirmi. yada kullanılması gerekir mi? inanç hoca ya sorsam “tabi, kesinlikle, olmazsa olmaz. hatta ben oyun oynayacam derken 12 yıl gecmiş boğaziçinde farkadamedim. tam okuldan atılacakken hocalar insafa geldi de “hadi hadi neyse sana bi diploma verelim. ama bak bi daha boğaziçine  gelirsen, bi daha heryerde oyun oynarsan….

işin esprisi bi tarafa farketmemiz yada öyle düsündüğüm bi nokta var.her oyun bence herkesle yani her yaş gurubuyla aynı şekilde tıpatıp oynanmaz. oynanamaz. ne yani ben simdi staja gittiğim lisede cocukların hepsini ayaga kaldırıp hadi ebelemece oynayacağız mı diyeceğim. yada lise sonda, sınava 3 ay kala öğrenciye “hadi iki deli daha bul size ortak özellik oyunu oynatıp kümeleri anlatacağım.” mı diyeceğim.

kısaca demem o ki oyunların dizaynını cok degistirmemiz gerekecek. belki siz bunu biliyordunuz ama ben yeni farkettim.

bu arada kümelerde kullanılabilecek oyun gercekten degerli idi. ve o konuyu yeni öğrenecek birisi için çok kestirme bir yol. yani sadece oyun için oyun degil. farkettirmeden konuyu ve ana düşünceyide verebilmek esas. dolayısıyla  oyunların seklindeki ufak bir değisiklik cok şey kazandırabilir.

kağıtlardan maket yapıp sonrada onlar hakkında birseyler (hatta tüm guruplar öykü ) yazıldı. peki sizce bunun nedeni nedir? hocamız sadece ve sadece öykü yazın demedi. ama ne yazacağız diye sorduğumuzda  o sihirli kelime “öykü” de bir anda ağzından çıktı ve guruplar canavarcasına öykü yazmaya basladı. bence bu bizim o dersteki temel sorunlarımızdan  birisi idi. bu anlatmak istediğim olayı bir üniversitedeki bir hocadan da şikayet olarak duymuştum. o hoca genelde hiç alakalı olarak gözükmeyen konularda mesela integrali anlattıktan sonra öğrencilerden bir ödev istiyor. tıpkı bizim hocanın bizden birsey yazmamızı istemesi gibi. haliyle öğrencilerde hemen hocaya “hocam ne yapabiliriz, nasıl bişeyler olsun diyor. hoca sadece birkac örnek veriyor ve sonuc tüm öğrenciler aynı seyleri hocanın sırf örnek olsun diye verdiği şeyleri getiriyorlar. yani istemeden kısıtlıyoruz ve kısıtlanıyoruz… bence buna dikkat etmemiz lazım…………………………


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.